İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birisi açlık sorunu olmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “Mahşerin Dört Atlısı”ndan birisi olarak anılır olmuştur.

Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan hayata tutunabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için karnını doyurmak zorundadır. Dahası, sadece ölmeyecek kadar karın doyurmak yetmemektedir. İnsanın hayatını anlamlı kılacak ekonomik, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunması, üretime devam edebilmesi ve değer oluşturabilmesi sağlıklı bir hayat sürmesine, sağlıklı olması da iyi beslenebilmesine bağlıdır. Fakat dünyanın büyük bir çoğunluğu gıdaya erişimde zorluk çekmektedir.
Güvenilir ve Evrensel Gıdaya Erişim
Kaliteli ve güvenilir gıdaya erişim, en temel insani haklardan biridir. 2020 yılı itibariyle Dünya’da yaklaşık 8 milyar insan bulunmaktadır. Ancak kaynakların kullanım şeklindeki verimsiz metotlar ve çatışma ortamları nedeni ile gıdaya evrensel erişimde ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar ise yetersiz beslenmeyi ve beraberinde ortaya çıkan hastalıklara neden olmaktadır.
Yetersiz Beslenmenin Ortadan Kaldırılması
Yetersiz beslenmenin yaygınlığıyla ölçümlenen açlık eğiliminin dünya genelinde göstediği 20 yıllık istikrarlı düşüşün ardından 2015 yılında eğilimin hareketi tersine dönmüş 2018 yılına kadar yüzde 11’in biraz altında bir seviyede seyretmiştir. Bu sırada yeterli beslenemeyen insan sayısında da artış yaşanmıştır. Sonuç olarak, 2018’de dünyada hâlen 820 milyondan fazla insan yeterli besine ulaşamadığı için açlık çekmektedir. Yetersiz beslenmenin yaklaşık %20’lik bir oranla en sık görüldüğü bölge olan Afrika’da, neredeyse tüm Afrika ülkelerinde yetersiz beslenme oranı yükseliştedir. Açlık, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde yavaş bir artış göstermekle birlikte hâlen %7’nin altındadır. Asya kıtasının batısında ise, 2010’dan bu yana sürekli bir artış görülmektedir ve günümüzde Asya nüfusunun %12’sinden fazlası hala yetersiz beslenmektedir. 2019 yılları arasındaki verilere göre dünya genelindeki her bölgede kadınların erkeklerden daha fazla gıda güvensizliği ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir.
Sadece açlığı sona erdirmek herkesin yeterli ve besleyici gıdaya eriştiği anlamına gelmemektedir. Birleşmiş Milletlerin raporuna göre, orta düzeyde gıda güvensizliği yaşayan insanların gelir yetersizliği veya diğer kaynaklara olan sınırlı erişimleri nedeni ile düzenli, sağlıklı ve dengeli beslenemedikleri ortaya çıkmaktadır. Şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya olan yaklaşık 750 milyon insan ise yiyeceğinin bitmesi, bir veya daha fazla gün yemek yemeden yaşamak zorunda kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Yetersiz Beslenme Sonucu Ortaya Çıkan Hastalıklar
Çocukların gelişimi için ilk 5 yıl fazlasıyla önem taşımaktadır. Bu doğrultuda çocuklarda büyüme geriliği yaygınlığının tespit edilmesi için belirli standartlar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü Çocuk Gelişim Standartları’na göre büyüme geriliği, çocukların yaşıtlarına göre boy ortalamalarının minimum 2 cm daha kısa olmasını ifade etmektedir. Kronik olarak yetersiz beslenmede olduğu gibi bodurluk da çocukların yaygın enfeksiyon riskiyle ve zayıf bilişsel gelişim ile karşı karşıya olmalarına neden olan bir faktördür.
BM’nin raporuna göre dünyadaki 5 yaş altındaki bodur çocukların oranı 2000 yılında %32 iken, 2015’te %23’e ve 2019’da %21’e düşmüştür. Bu pozitif gelişmeye rağmen 2019 yılında 5 yaş altında dünyada 144 milyon çocuk hala bodurluktan etkilenmektedir. Bu bodur çocuklar %39 oran ile Güney Asya ve %36 oran ile Sahra altı Afrika’da yoğunluk göstermektedir. Bodur çocukların sayısını 2025’te 99 milyona ve 2030’da 82 milyona düşürülmesi gibi bir küresel hedef mevcuttur.
Çocukların büyümesi ve gelişimi, besleyici diyetlere ve temel beslenme hizmetlerine erişimin kısıtlı olması nedeniyle yüksek risk altında olabilmektedir. 2019 yılında 5 yaşın altında yaklaşık 47 milyon çocuk sınırlı besin alımı, enfeksiyon, akut yetersiz beslenme, kötü beslenme veya israf sebebiyle olumsuz etkilenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü Çocuk Gelişim Standartları’na göre boya göre ağırlığın ortalama değerden +2 veya – 2 sapması 5 yaş altındaki çocukların gelişiminde sorun olduğunun göstergesidir. Bu sapma obezite veya aşırı zayıflık olarak da nitelendirilebilir.
2015’te yeni doğan yedi bebekten biri, yani dünya genelinde 20,5 milyon bebek düşük kilolu doğmuştur; 2012’den bu yana düşük doğum ağırlığıyla doğan bebek sayısını azaltma konusunda hiçbir ilerleme sağlanamamıştır. Mevcut eğilimler devam ettiği takdirde, Dünya Sağlık Örgütü’nün düşük doğum ağırlığını %30 azaltmak için koyduğu 2025 hedefine ulaşılamayacaktır.
Çocuklarda aşırı zayıflık sorun olduğu gibi aşırı kilo da sorundur. Aşırı kilo, akut ve kronik hastalıkların görülme sıklığını artırıp sağlıklı bireylerin ve toplumların ekonomik üretkenliği üzerinde zararlı etkilere neden olduğundan küresel bir halk sorunu olarak kabul edilmektedir. 2019 yılında dünya çapında 5 yaş altındaki çocukların %5,6’sı yani 38 milyon çocuk fazla kiloluydu. Mevcut küresel yaygınlık en genç nüfus için acilen önleyici eylemlere ihtiyaç olduğunu gösteren orta düzeyde şiddetli bir sorunu ifade ediyor. Yani çocuklardaki aşırı kilo artışı gelecekteki sağlık sorunları için bir uyarı işaretidir.
Sürdürülebilir Gıda Üretimi
Güncel nüfus artış eğilimine bakıldığında dünyayı çeşitli sorunların beklediği görülmektedir. Bunlardan biri de gıda tedariğinin nasıl sağlanacağıdır. Tedarik imkânlarının korunması ve geliştirilmesi esnasında kaynaklarımızı ve dünyamızı korumak için sürdürülebilir gıda uygulamalarına geçilmesi gerekmektedir.
Gıda Üretiminde Genetik Çeşitlilik
Gıda üretiminde ve ekosistemin sürdürülebilirliği noktasında genetik çeşitliliği korumak son derece önemlidir. Çeşitliliğin sağlamış olduğu en büyük yararlardan biri nitelikli gıda üretiminde hacmi en yüksek seviyeye çıkarma potansiyelidir. Gıda üretiminde genetik çeşitliliği koruma ve sağlama yolunda en sık kullanılan yöntem tohum bankalarıdır. Tohum bankalarında ulaşılması hedeflenen ana amaç, yerel veya uluslararası ölçekte toplanan tohumların ihtiyaç duyulan anda kullanılması üzere uygun koşullarda saklanmasıdır.
COVID-19’un Gıdaya Ulaşımda Etkisi
Çatışmalar, iklim şokları, ekonomik faktörler gibi birçok sebebin yanı sıra olağan dışı her faktör de gıda sistemini ve gıdaya erişimi dolayısıyla insanların beslenmesini etkilemektedir. 2020 yılında ise olağan ve olağan dışı her faktörde olduğu gibi COVID-19 salgını da gıdaya erişimi ve gıda sistemlerini etkilemiştir. Gıda sistemlerinin ve insanların satın alma güçlerinin etkilenmesi, yiyecek üretme ve dağıtma kapasitesini azaltmıştır. Bu durumdan en çok savunmasız nüfuslar etkilenmiştir. Birleşmiş Milletler, 2020’de 132 milyona kadar insanın COVID-19 sebebiyle yetersiz beslenmeden etkilenmiş olabileceğini düşünmektedir. Küçük ölçekli gıda üreticileri açısından bakıldığında ise durum pek de parlak gözükmemektedir. Virüsün yayılmasını önlemek için birçok ülke kilitleme önlemleri almıştır. Geçici sürelerde ülkeler arası sınır kapatmaları ve ticari faaliyetlerde çeşitli kesintiler görülmüştür. Bununla beraber sosyal hareketliliği azaltmak için gıda sektöründeki hizmetlerin durdurulması gibi birçok senaryo meydana gelmiştir. Bu kilitleme önlemleri işletmelerin ve yerel pazarların kapanmasına neden olmuştur. Küçük üreticilerin ürünlerini tüketicilere ulaştırılmasına genel olarak izin vermeyen veya zorlaştıran bir sistem oluşmuştur.
Evrensel Gıdaya Ulaşım Amacıyla Yapılmış Projeler
1.GAP Bölgesinde Organik Tarım: Ilgın Köyü Başarı Hikayesi
2015-2017 yılları arasında UNDP Türkiye’nin teknik desteğiyle ve GAP BKİ (Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı) tarafından katma değerli organik ürünlerin üretimini artırarak sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmayı, kadın çiftçilerin gelirini arttırmayı, üreticiler arasında iş birliğini desteklemeyi, çiftçiler için pazar fırsatlarını oluşturmayı ve kolaylaştırmayı, arazi ve suyu korumaya yönelik prototip modeller geliştirmeyi amaçlayan bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Diyarbakır ilinin Ilgın Köyü’nde hayata geçirilmiştir.
Normalde bölgede konvansiyonel tarım yapılmaktaydı. Bu yöntem su kaynaklarının kirlenmesine neden olan ve oradaki suyu tüketen tüm insanların sağlığını tehdit eden bir yöntemdi. Bunun yerine organik tarımı teşvik eden bu proje devreye sokuldu. Organik tarım; gıda güvenliği ile birlikte izlenebilir, kontrollü, sertifikalı ürünler sunarak tüketici ve üretici haklarını koruyan, minimum toprak işlemeyle erozyona karşı önleyici tedbir olabilen, toprak kaybını minimuma indiren, kimyasal girdi olmadığı için su kaynaklarını koruyan, enerji tasarrufunun yanı sıra yenilenebilir enerjinin kullanılmasına olanak sağlayan bir tarımsal üretim modelidir. Gerçekleştirilen çalışma bu model baz alınarak oluşturulmuştur. Ancak proje hayata geçirilirken birçok zorlukla karşılaşmıştır. Öncelikle insanların bu üretim sistemine alıştırılması gerekmiştir. Paydaşlar ve çiftçilerin koordineli çalışması sağlanmıştır.
Projeye 423 üretici katılmıştır. Hem üretilen ürünlerde hem de sulama sistemlerinde geliştirmeler yapılmıştır. Projeden önce üretilen ürün çeşit sayısı 3 olup bunlar buğday, mercimek ve nohut iken; proje sonrasında 9 çeşit ürün (mercimek, buğday, nohut, domates, biber, karpuz, kiraz, fıstık, badem) üretilebilmiştir. Bu kapasite geliştirme çalışmalarına 235 çiftçi katılmıştır. Üreticilerin yıllık gelir artışının 3 kat daha fazla olduğu rapor edilmiştir. Sadece üretim miktarı değişmemiş, üretim modeli de değişmiştir. Organik tarıma geçiş sayesinde istihdam da artarak özellikle kadınlar ve genç nüfus için iş fırsatları yaratmıştır. Bölgedeki devlet kurumu ve diğer paydaşların desteğiyle hem üretim kapasiteleri geliştirilmiş hem de pazarlama faaliyetleri yapılmıştır. Pazarodaklı strateji sayesinde organik ürünlerin kapasitesi artmakla kalmamış, verimlilikleri de artmıştır. Projede damla sulama yöntemi kullanılmıştır. Proje 35 çiftçiye 180 dönümlük alanda damla sulama sistemi imkânı sağlamıştır. 423 kadın, sulama sistemlerinden doğrudan yararlanmıştır. Proje aynı zamanda doğal kaynak verimliliğine katkıda bulunarak bölgedeki kuş ve diğer türlerin sayısının artmasına vesile olmuştur.
2.Gıda kaybı ve Atık Azaltımı için İyi Uygulamalar
FAO’ya göre gıda israfının %54’ü üretimin ilk aşaması olan hasat ve depolama kısımlarında, %46’sı ise işleme, lojistik ve tüketim kısımlarında ortaya çıkmaktadır. Dünyada gıda israfı yıllık yaklaşık 750 milyar ABD doları mali kayba neden olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde üretim sırasındaki israf oranı gelişmiş ülkelere göre daha çoktur.
Brezilya’daki tüketicilerde her zaman bol miktarda ve rahat şekilde besine ulaşabilecekleri şeklinde bir algı mevcuttur. Bu algı sebebiyle tüketiciler israf ve gıda kaybı konusunda ihmalkâr davranmaktadır. Embrapa (Brezilya Tarımsal Araştırma Enstitüsü); meyve ve sebzelerin uygun teknolojik prosedürler ile korunması, tedarik edilmesi, besinlerin ticari kalitesinin korunması ve üretim planlamalarındaki faydadan en üst düzeyde yararlanılması gerektiğini düşünerek çeşitli kamu ve özel kuruluşlar (çiftçiler, perakendeciler, toptancılar) ile bu stratejik hedefleri gerçekleştirmek için çalışmaktadır. Bu çalışma Brezilya’nın güney kesimindeki birkaç şehri kapsamaktadır. Çalışmadan yararlanan kesim gıda güvencesi olmayan nüfusun bir kısmı, düşük gelirli nüfus, küçük ve orta ölçekli çiftçiler, toptancılar, perakendeciler, gıda bankaları ve genel olarak tüketicilerdir.
Embrapa, 1992 yılında meyve ve sebzelerin hasat sonrası kayıplarının belirlenmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmalara başlamış ve daha sonra Florida Üniversitesi, Federal Lavras Üniversitesi gibi çeşitli üniversitelerin profesörlerinin ve çalışma gruplarının desteğiyle çalışmalarına devam etmişlerdir. Enstitü; yaptığı çalışmalarda her zaman kalitenin korunmasına, raf ömrünün uzatılmasına ve kayıpların azaltılmasına yönelik teknolojiler geliştirmiştir. Devlet desteği ile 13 gıda bankasının özel ihtiyacına yönelik çalışmalarda bulunmuştur. Yıllar süren projeler, araştırmalar ve çalışmaların sonunda Brezilya’daki meyve ve sebzelerin %30 ila %40’ının israf edildiğini tespit etmiştir. Bu sebeple 2004-2018 yıllarında paydaşları için çeşitli çözümler üretmiştir. Örneğin Rio de Janerio’daki bir süpermarket zincirinin muz ve papaya pazarlamasını içeren bir vakada dağıtım merkezinin yerinin optimize ederek, iyi hasat ve hasat sonrası uygulamaları benimseterek kaybın %10’dan %4’e düşmesine yardımcı olmuştur. Diğer bir uygulamalı çalışmada ise paketleme tesisini yeniden modelleyerek ve hurmanın sınıflandırılması için makineler satın alarak kaybın %16’dan %6’ya düşmesine katkıda bulunmuştur. Bu şekilde hurma satışının yılda 37.402 kutudan 78.816’ya yükselmesine ve işletmenin uzak bölgelere hurma göndermesine imkân veren bir kapasiteye ulaşmasını sağlamıştır.
Sonuç olarak yapılan çalışmalar, düzenlenen seminerler, kullanılan teknolojiler ve uygulamalar ile üretim zincirinin farkındalığı arttırılmıştır. Teknolojiler; ürünler ve süreçlerde gıdanın kalitesini korumak, raf ömrünü uzatmak, iyi uygulamaların teşvik edilmesi, endüstriyel ve mutfak atıklarının azaltılması yönünde bilincin yaygınlaştırılması, soğuk tedarik zincirini uygulanması, atıkların değerlendirilmesi, üretim sürecindeki hataların azaltılması gibi nicel ve nitel katkılar sağlanmıştır. Bugün nihai sonuç ise israfın azalmasıdır.
KAYNAKÇA:
Dünya’da ve Türkiye’de Açlık Sorunu.(2014). Erişim Adresi:https://insamer.com/tr/dunyada-ve-turkiyede-aclik-sorunu_107.html
GÜRLÜK, S. ve TURAN, Ö. (2008). Dünya Gıda Krizi: Nedenleri ve Etkileri. Erişim Adresi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/154068
FAO. (t.y.). Millenium Development Goals. Erişim Adresi: http://www.fao.org/sustainable-development-goals/mdg/en/
Worldometers. (t.y). Erişim Adresi: https://www.worldometers.info/tr/
Ziele Für Nachhaltige. (t.y.) Ziel 2: Kein Hunger. Erişim Adresi: https://17ziele.de/ziele/2.html
FAO. (2019). Özet, Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu. Erişim Adresi:http://www.fao.org/3/ca5249tr/ca5249tr.pdf
EUFIC. (2015). Food Production: A Sustainable Food Supply. Erişim Adresi: https://www.eufic.org/en/food-production/article/food-production-3-3-a-sustainable-food-supply
FAO. (t.y.). How to Feed the World in 2050. Erişim Adresi: http://www.fao.org/fileadmin/templates/wsfs/docs/expert_paper/How_to_Feed_the_World_in_2050.pdf
Rinkesh. (t.y.). What is Sustainable Farming and Best Sustainable Farming Practices?. Erişim Adresi:https://www.conserve-energy-future.com/sustainable-farming-practices.php
European Commission. (t.y). Sustainable Development Goals. Erişim Adresi: https://ec.europa.eu/environment/eussd/food.htm
FAO. (2019). SDG INDICATOR 2.4.1 PROPORTION OF AGRICULTURAL AREA UNDER PRODUCTIVE AND SUSTAINABLE AGRICULTURE. Erişim Adesi:http://www.fao.org/3/ca5157en/ca5157en.pdf
UNCTAD. (t.y.). Trade, food security and sustainable agriculture. Erişim Adresi: https://sdgpulse.unctad.org/trade-agriculture-biotrade/
FAO. (2019). GIDA VE TARIM İÇİN BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KÜRESEL DURUMU RAPORU Özet. Erişim Adresi: http://www.fao.org/3/ca3229tr/CA3229TR.pdf
Görsel Kaynakça
Malte Mueller/Getty Images/fStop